Silifke Ziraat Odası

Vatan Hürriyet Ekmek

ZOBİS
ZOBİS
Silifke Ziraat Odası > Kayısı Yetiştiriciliği

Kayısı Yetiştiriciliği

1.1. Kayısı Yetiştiriciliği

1.1.1. Tanımı ve Önemi

Anavatanı Orta Asya, Batı Çin ve İran-Kafkasya olan kayısı, gerek ülkemizde gerekse dünyada başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere birçok ülkede ekonomik olarak yetiştiriciliği yapılan önemli bir meyve türüdür. Latince adı Prunus armeniaca olup Rosaceae familyasının bir üyesidir.

Kayısı derin, iyi geçirgen, iyi havalanan, sıcak ve besin maddelerince zengin; kumlu, tınlı, humuslu toprakları seven bir meyvedir. Ağaçlar kuvvetli, büyük, yayvan taç teşkil eder. 8-10 metreye kadar boylanabilir. Kışı soğuk, yazı sıcak iklimlerin meyvesidir. Kayısılar taze, kurutulmuş veya meyve suyu olarak bütün yıl boyunca tüketilebilen meyvelerdendir.

Kayısı, ekonomik olarak iyi bir gelir kaynağı ve insan sağlığı açısından önemli olması nedeniyle dikim alanları gün geçtikçe artan bir meyvedir.

Kayısının insan sağlığı için faydaları:

   Beynin düzenli çalışmasını sağlar, yorulmasını önleyip stresi azaltır.

   Vücudun en önemli depo ve laboratuarı sayılan karaciğerin tahrip olan kısımlarının tamirini sağlar.

   Kemiklerin çok daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.

   Dişlerin daha sağlam ve kuvvetli olmasında etkisi vardır.

 

Böbreklerin taş teşekkülünü azaltır.

   Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.

   Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli çalışmasını sağlar.

   Kan yapımını arttırarak kansızlığı önler, mide ve onikiparmak bağırsağı ülserini önler, oluşan ülseri tedavi eder.

   Kayısının içeriğinde potasyum bakımında zengin, sodyum minerali düşük olması ve A vitamininin öz maddesi karotence zengin olması nedeniyle dengeli beslenmede önemli rol oynar.

   Üreme sistemi üzerinde olumlu rol oynar, cinsel gücü artırır.

1.1.2. Çeşitleri

Bugün dünyada 1750’nin üzerinde kayısı çeşidi ve melezi bulunmakla birlikte her ülkede ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılan kayısı çeşidi sayısı 5-10’u geçmemektedir.

Kayısı; kurutmalık ve sofralık olmak üzere iki çeşit üretilir. Bu bölümde ülkemizde ve yurtdışında yetiştirilen önemli bazı kayısı çeşitlerinin özellikleri verilmiştir.

1.1.2.1. Kurutmalık Çeşitler

Kurutmalık kayısının tamamına yakını Malatya İli’nde üretilmekle birlikte Elazığ, Erzincan ve Sivas’ta da önemli miktarda kurutmalık kayısı üretimi yapılmaktadır.

Hacıhaliloğlu kayısısı: Malatya’nın en önemli kurutmalık kayısı çeşididir. Malatya’daki kayısı ağacı varlığının yaklaşık % 73’ünü oluşturur. Meyveleri orta irilikte 23-25 g ağırlıkta, meyve şekli oval simetrik, meyve kabuk ve et rengi sarı kırmızı yanak oluşturma eğilimindedir. Meyve az sulu, çok tatlı, aromalı, pH 4,5-4,8 ve suda çözünür kuru madde miktarı % 24-28’dir. Malatya’da temmuz ayının 2. haftası olgunlaşır.

Fotoğraf 1.1: Hacıhaliloğlu kayısısı


Kabaaşı kayısısı: Malatya’da 1970’li yıllarda yapılan bir seleksiyon çalışması sonucu bulunmuş kurutmalık bir çeşittir. Malatya’da ağaç sayısı bakımından Hacıhaliloğlu çeşidinden sonra ikinci sırada yer alır. Ağaçları orta büyüklükte dik ve kuvvetli gelişir. Meyve orta irilikte 30-35 g ağırlığında, oval şekilli meyve kabuk ve et rengi sarıdır.

Meyve tatlı, pH 3,8-4,6 ve suda çözünür kuru madde miktarı       % 24-26’dır.

Malatya’da temmuz ayı başında olgunlaşır.

Soğancı kayısısı: Malatya Zirai Araştırma İstasyonu tarafından yapılan bir seleksiyon çalışması sonucu bulunmuştur. Ağaçları iri, dik-yayvan şekilli olup orta derecede verimlidir. Meyveleri 28-32 g ağırlığında, yuvarlak şekilli meyve kabuk ve et rengi sarıdır. Meyve tatlı, pH 4,5-4,7 ve suda çözünür kuru madde miktarı % 23-26’dır. Malatya’da temmuz ayının ikinci haftası olgunlaşır.

Fotoğraf 1.3: Soğancı kayısısı


   Çataloğlu kayısısı: Malatya’nın kurutmalık kayısı çeşitlerindendir. Dik-yayvan habitüse sahip Çataloğlu çeşidinin dalları aşağı doğru sarkıktır. Ağaçları verimlidir. Meyvesi orta irilikte, 25-35 g ağırlığında, oval şekilli, meyve et rengi sarıdır. Meyvenin güneş gören kısmında kırmızı yanak oluşturur. Meyve eti sert, tatlı, lezzetli, az sulu, suda çözünür kuru madde miktarı % 24-28, çekirdek oval şekilli, tatlı ve meyve etine yapışık değildir. Temmuz ayının ikinci haftası olgunlaşır.

   Çöloğlu kayısısı: Malatya’nın sofralık-kurutmalık kayısı çeşididir. Yuvarlak şekilli, meyveleri 23-25 g ağırlığında, hoş kokulu ve güzel aromalıdır. Sofralık olarak tüketilmesinin yanı sıra kabuk şeklinde kurutulmaya da uygundur. Ayrıca çeşide ait meyveler reçel ve marmelat yapımı için tercih edilmektedir.

Fotoğraf 1.4: Çöloğlu kayısısı

 

1.1.2.2. Sofralık Çeşitler


   Hasanbey kayısısı: Malatya’nın en önemli sofralık kayısı çeşididir. Ağaç şekli yayvan olup kuvvetli büyür. Meyve kalp şeklinde iri 40-55 g ağırlığında meyve eti sert dokulu ve tatlıdır. Meyve kabuk ve et rengi sarı, suda çözünür kuru madde miktarı % 18-22, pH 4,9-5,1’dir. Malatya’da haziran ayının sonu temmuz ayının başında olgunlaşır.

   Aprikoz kayısısı: Iğdır ve Kağızman bölgesinin sofralık kayısı çeşididir. Bu çeşidin kökeni tam olarak bilinmemektedir. Ermenistan’da bu çeşide Erevani denmektedir. Yayvan taçlı fakat çok kuvvetli büyüyen ağaçlar meydana getirir. Meyve şekli eliptiktir. Meyve oldukça iri olup ortalama meyve ağırlığı 50-60 g arasında değişir. Meyve kabuk ve et rengi sarıdır. Meyve tatlı ve meyve et dokusu orta sertlikte olup meyveler belirgin şekilde simetriktir. Çekirdekleri uzun şekilli, tatlı ve meyve etine yapışık değildir.

   Şekerpare kayısısı: Ağaç şekli yayvan olup kuvvetli büyür. Ağaçları yüksek verimlidir. Meyve ufak, 25-30 g ağırlığında, oval şekilli, meyve kabuk ve et rengi sarıdır. Meyve tatlı, et dokusu orta sertlikte olup meyveler belirgin şekilde kırmızı yanak oluşturur. Meyve kabuğu paslı ve beneklidir. Yuvarlak şekilli, çekirdekleri tatlı olup meyve etine yapışık değildir.

Fotoğraf 15: Şekerpare kayısısı

 Alyanak kayısısı: İzmir’in erkenci sofralık kayısı çeşididir. Ağaç şekli yayvan olup kuvvetli büyür. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyveler 30-45 g ağırlığında, basık oval şekilli, meyve et rengi turuncu olup kuvvetli şekilde kırmızı yanak oluşturur. Meyveleri mayhoş, yumuşak dokulu, suda çözünür kuru madde miktarı miktarı % 12-14, çekirdeği acı ve meyve etine yapışık değildir. Malatya şartlarında haziran sonu-temmuz ayının birinci haftasında olgunlaşır.


Fotoğraf 1.6: Alyanak kayısısı

   Tokaloğlu-Erzincan kayısısı: Erzincan’ın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup kuvvetli gelişir. Meyveleri oval şekilli, 40-55 g ağırlığında ve meyve et rengi sarıdır. Tatlı, yumuşak dokulu suda çözünür kuru madde miktarı % 16-18’dir. Çekirdekleri tatlı ve meyve etine yarı yapışıktır. Meyveleri temmuz ayının birinci haftası olgunlaşmaya başlar. Çeşidin soğuklama ihtiyacı 950-1229 saattir.

   Tokaloğlu-Yalova kayısısı: Yalova’nın sofralık kayısı çeşididir. Dik-yayvan şekilli ağaçları kuvvetli gelişir. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyve yuvarlak şekilli ve 35-50 g ağırlığında, meyve et rengi sarı ve meyvelerin yanak oluşturma eğilimi zayıftır. Meyve tatlı, yumuşak dokulu, suda çözünür kuru madde miktarı 15-18, çekirdeği acı ve meyve etine yapışık değildir. Haziran ayının üçüncü haftası olgunlaşır.

   Tokaloğlu-Konya Ereğli kayısısı: Konya’nın sofralık kayısı çeşididir. Dik şekilli ağaçları orta kuvvette büyür. Ağaç verimliliği ortadır. Meyve kalp şeklinde, karın çizgisi belirgin ve asimetrik olup meyve ağırlığı 32-40 gram arasındadır. Meyve et rengi sarı, suda çözünür kuru madde miktarı % 17-19, çekirdeği tatlı ve meyve etine yapışık değildir. Temmuz ayının üçüncü haftası olgunlaşır

   İri bitirgen kayısısı: Tekirdağ’ın geçci sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Zayıf gelişen ağaçları dik-yayvan şekilli, ağaç verimliliği ortadır. Meyve şekli oval, 33-40 g ağırlığında, az tatlı ve sert dokuludur. Meyve et rengi turuncu, meyve karın çizgisi belirgin ve asimetriktir. Suda çözünür kuru madde miktarı % 18-21, çekirdeği tatlı ve meyve etine yapışık değildir. Malatya şartlarında temmuz ayının ikinci yarısı olgunlaşır.

   Karacabey kayısısı: Bursa’nın erkenci sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları yayvan şekilli olup zayıf büyür. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyve kalp şeklinde, 35-45 g ağırlığında, meyve karın çizgisi belirgin ve simetriktir. Meyve et rengi turuncu ve kuvvetli yanak oluşturur, az tatlı ve gevrektir. Suda çözünür madde miktarı % 12-14, çekirdeği acı ve meyve etine yarı bağlıdır. Malatya şartlarında temmuz ayı başında olgunlaşır.

   Precoce de Tyrinthe kayısısı: Erkenci bir Yunan çeşididir. Sofralık bir çeşit olup ağaçları kuvvetli ve oldukça verimlidir. Meyveleri iri, uzunca şekilli ve oldukça dayanıklıdır. Meyve kabuğu açık portakal sarısı ve kırmızı yanaklıdır. Meyve eti koyu turuncu renkte, meyve suyu kalitesi orta derecededir. Çekirdeği acı, orta uzun şekilli ve ete yarı yapışıktır.

   Roxana kayısısı: Ağaç kuvvetli olup yayvan büyür. Erken meyveye yatar. Soğuklama gereksinimi yüksektir. Geç çiçek açar, soğuklara karşı dayanıklıdır. Verim orta-yüksek olup meyve çok iridir (80-120 g). Sulanmasına özen gösterilmelidir. Çok güzel kırmızı renklidir. Meyve eti turuncu, çekirdeği tatlı ve iridir.

Fotoğraf 1.7: Roxana kayısısı


 Ninfa kayısısı: Zayıfça gelişen bir ağaç yapısına sahip sofralık bir çeşittir. Verim yüksek ve devamlıdır. Meyve iriliği orta büyüklükte olup P. De Tyrinthe’den 12-15 gün önce olgunlaşır. Sofralık ve kurutmalık olarak değerlendirilen kayısı ayrıca meyve suyu, konserve, kayısı pulpu, kayısı nektarı, kayısılı içecekler, kayısı reçeli, marmelat, jöle, krema, şekerleme, pasta ve kayısı turşusu gibi işlenmiş kayısı ürünleri olarak da değerlendirilmektedir.

1.1.3. Genel İstekleri

1.1.3.1. İklim İsteği

Kışları nispeten soğuk, yazları sıcak olan bölgelerde yetişen kayısı, meyvelerinin istenen kalitede olması için hava nispi neminin uygun düzeyde olması gerekir. Hava neminin çok düşük olması durumunda fazla meyve dökümü meydana gelmektedir. Hava nispi neminin yüksek ve yağışın fazla olması durumunda da çil ve monilya gibi hastalıkların etkisi daha şiddetli olmaktadır.

Kayısı üretimini olumsuz etkileyen en önemli iklim faktörü ilkbahar geç donlarıdır. Çiçek ve küçük meyve dönemlerinde meydana gelen bu donlar, büyük ürün kayıplarına sebep olmakta, bazı yıllar hiç ürün alınamamaktadır. Akdeniz ve Ege Bölgeleri dışında etkili olan ilkbahar geç donlarını tamamen önlemek mümkün değildir.

Aşağıdaki uygulamalar ile don zararı bir ölçüde azaltılabilmektedir:

   Bahçe       tesisi    için      soğuk   havanın yoğunlaştığı vadi          ve çukur alanlar           tercih edilmemelidir.

   Donlara    dayanıklı geç   çiçek    açan     ve        kış dinlenmesi  uzun    olan     çeşitler seçilmelidir.

   Don          riski     olan     yerlerde           ağaçlar mümkün          olduğunca        yüksekten taçlandırılmalıdır.

   Aşırı ve geç sulamalardan kaçınılmalıdır.

   Toprak işleme ya sonbaharda ya da geç ilkbaharda yapılmalıdır.

   Ağaçlar     iyi        beslenmiş olmalı,         zamansız         ve        fazla    azotlu  gübrelemeden kaçınılmalıdır.

   Ağaçların zayıf düşmemesi için hastalık ve zararlılarla mücadele yapılmalıdır.

   Büyümeyi düzenleyici maddeler ile çiçeklenme geciktirilebilir.

   Don olayının başlaması ile birlikte ağaç tacı üzerine küçük zerreler hâlinde su püskürtülmesi sap, saman ve eski lastikler yakılarak sisleme ve dumanlama yapılması, don sobaları ile bahçenin ısıtılması, soğuk havanın büyük pervaneler ile karıştırılması gibi önlemler -2, -3 oC’deki donlara karşı etkili olabilmektedir.

 

Kurutmalık kayısı çeşitleri, sofralık ve turfanda çeşitlere göre daha uzun soğuklama sürelerine ihtiyaç duyarlar. Kış soğuklama ihtiyacı +7.2 oC’nin altında geçen saatler toplamıdır. Bazı kayısı çeşitlerinin soğuklama süreleri aşağıda (Tablo 1.1) verilmiştir:

Kayısı Çeşidi

Soğuklama İsteği (saat)

Kayısı Çeşidi

Soğuklama İsteği (saat)

Hasanbey

950-1600

Şam

950

Tokaloğlu

1230

Karacabey

950

Ethembey

1000

Canino

750

Hacıhaliloğlu

850-1000

Turfanda İzmir

650

Çöloğlu

830-1000

P. de Colomer

400-600

Şekerpare

950

P. de Tyrinthe

550

Tablo 1.1: Kayısı çeşitlerine göre soğuklama isteği

1.1.3.2. Toprak İsteği

Kayısı ağacı yarı sıcak ve sıcak bölgelerde, arazinin bol güneş gören güney yönlerinde, derin, geçirgen, az meyilli, sıcak ve besin maddelerince zengin, tınlı ve hafif kireçli, tınlı, kumlu tınlı ve humuslu topraklarda iyi gelişme gösterir ve meyve kalitesi artar.

Kayısı genellikle toprak reaksiyonu (pH) 6.5-7.5 arasında, organik ve inorganik besin maddelerince yeterli olan topraklarda iyi gelişir. Çok fakir ve kuru topraklarda büyüme geriler ve verim azalır. Böyle topraklar iyi gübrelenmeli ve ihtiyaca göre sulanmalıdır. Ağır ve besin maddelerince zengin topraklarda ağaçlar kuvvetli sürgünler meydana getirir, geç meyveye yatar, meyveleri iri, sulu ancak kuru madde miktarları düşük olur. Kayısı ağaçları nemli ve taban suyu yüksek, ağır killi topraklardan hiç hoşlanmaz. Bu tip topraklarda kayısı ağaçları zamklanma (Gummosis) hastalığına yakalanarak kısa sürede kurur. Böyle topraklarda kayısı bahçesi tesis edilmemelidir.

1.1.4. Üretimi

Kayısı fidanı üretiminde kullanılan en yaygın yöntem aşı ile çoğaltmadır. Çünkü bu yöntem hem çok kolay hem de ucuzdur. Fidanlık toprağı tınlı-kumlu veya kumlu-tınlı, besin maddelerince zengin, kolay işlenir ve süzek olmalıdır. Böyle topraklarda yetişen fidanlar saçak köklere sahip olurlar. Taban suyu yüksek ve tuzlu topraklar, fidan yetiştirmeye uygun değildir.

Kayısı anacı olarak en yaygın zerdali kullanılmasına karşılık badem, şeftali ve erik de kayısı anacı olarak kullanılmaktadır.

 

1.2. Bodur Kayısı Yetiştiriciliği

Bilindiği gibi kayısı üretimi zerdali tohumlarının ekilmesi ile elde edilen çöğürlerin (anaç) aşılanması ve fidan elde edilmesi süretiyle yapılmaktadır. Zerdali tohumlarının farklı kuvvet ve özelikte anaç olduğu ve bir standardı olmadığı için zerdaliden aşı ile üretilen fidanlarla bir bahçe kurulduğunda standart bir anaç olmazlar. Bu anaçlar dolayısıyla üzerine aşılanan çeşide de etki etmektedir ve genellikle kuvvetli taç oluştururlar.

 

1.2.1. Tohum Anaçları

Tokaloğlu (Erzincan): (M.Baş.1994) Kayısı anaçları ve bu konudaki son gelişmeler; çimlenme oranı % 85, kümlatif verim 0.727 olarak belirlenmiştir.

 Çeşitleri:

           Hacıhaliloğlu kayısısı: Suda çözünen kuru madde miktarı % 28, meyve ağırlığı 26-28 g olup Malatya’daki kayısı ağacı varlığının % 73’ünü oluşturur.

           Kabaaşı kayısısı: Suda çözünen kuru madde miktarı % 24, meyve ağırlığı 39-42 g, Malatya’daki kayısı ağacı varlığının % 17’sini oluşturup son 10 yılda iyi bir yayılım göstermiştir. Orta büyüklükte ağaçlar oluşturur.

1.2.2. Klon Anaçları

Citation (Peach x Plum), Marianna GF-8/1(Plum), Marianna 2624(Plum), Myrobalan 29-C (Plum), Myrobalan B (Plum), Myrobalan GF-31 (Plum), Pixy (Plum), Kayısı Eriği (Klon), Cadaman (Peach), Isthara, GF-677=Badem x Şeftali melezi (Klon) isimlerinde klon anaçları bulunmaktadır.

1.3. Bahçe Tesisi

Kayısı bahçesinin kurulmasında dikkat edilecek hususları 5 başlık altında toplayabiliriz:

   Yön ve yöney: Kayısı kazık kök yapısına sahip olduğundan yamaçlardan meyil derecesi % 20’ye kadar olan yerlerde rahatlıkla yetişebilmektedir. Hatta ilkbaharın geç donlarından çabuk etkilendiği için kayısı ova ve çukur yerlerden ziyade yamaç ve sırtlarda daha iyi netice vermektedir. Ayrıca bol ışık ve güneş istediğinden güney yamaçlar tercih edilmelidir.

   Toprak derinliği ve toprak vasfı: Kayısı soğuk ve derin ağır topraklarda iyi netice vermemekte, kökler boğulmak suretiyle zamk çıkarmaktadır. Bu nedenle kumlu-tınlı, iyi havalanabilen ve kireççe zengin topraklar kayısı bahçesi için ideal topraklardır.

   Taban suyu: Kayısı ağacının en çok etkilendiği husus taban suyunun toprak yüzeyine yakın oluşudur. Bu nedenle taban suyunun yüksek olduğu yerlerde kayısı bahçesi kurulmamalıdır.

   Kayısı bahçesi tesis edilecek yer: Yol durumu, pazara yakınlığı veya uzaklığı dikkate alınmalıdır.

   Pazar durumu: İç ve dış pazar istekleri göz önünde bulundurularak çeşit seçimi yapılmalıdır.

1.3.1. Dikim Sahalarının Hazırlanması

Daha iyi bir kayısı bahçesi tesisi için dikim sahalarının ilkbaharda krizma edilmek suretiyle toprak sonbahara kadar dinlenmeye bırakılmalıdır. Krizma yapma imkanı olmadığı takdirde tesis edilecek yerin traktörle birkaç kez derin sürülmek suretiyle yine sonbahara kadar yabancı otlardan temizlenmesi, toprağın havalanması ve dinlenmesi gerekmektedir.

Kayısı fidanı dikiminde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, aşı yerinin toprak hizasından 2-3 parmak yukarıda bulunacak şekilde dikim yapılmasıdır.

1.3.2. Bahçe Tesis Şekilleri

   Kare şeklinde dikim: Kare dikimde sıra arası ve sıra üzeri mesafeler birbirine eşittir. Bu şekilde tesis edilen bahçelerde toprak işleme daha kolaydır. Kare dikim, özellikle büyük taç oluşturan uzun ömürlü ağaçlar için tercih edilir. İlk yıllar fidanlar arasında fazla boş alan kaldığından, bu alanlarda tek yıllık veya şeftali gibi kısa ömürlü meyve ağaçları dikilerek ara ziraatı yapılabilir (Şekil l.2).

Dikdörtgen şeklinde dikim: Dikdörtgen şeklinde tesis edilen bahçelerde sıra arası mesafe sıra üzeri mesafeden fazladır. Bu dikim şeklinde birim alana dikilen fidan sayısı, kare dikime göre daha azdır

 

 

   Üçgen şeklinde dikim: Bu şekilde bahçe kurmak için fidanlar, eşkenar üçgenin köşelerine dikilir. Böylece ağaçların her yönden mesafeleri birbirine eşit olduğundan güneş, hava ve topraktan eşit ölçüde faydalanırlar. Üçgen dikimde birim alana daha fazla fidan dikilmesine karşılık, toprak işleme diğer dikimler kadar kolay olmamaktadır (Şekil 1.4).

   Satranç şeklinde dikim: Bu dikime beşli dikim de denmektedir. Geniş taç oluşturan fidanlar kare şeklinde dikildikten sonra karenin dört köşesinin kesiştiği yerlere şeftali gibi kısa ömürlü ve küçük taç oluşturan meyve türleri dikilir. Kayısı ağaçları büyüyüp verim çağına gelince ortada bulunan kısa ömürlü ağaçlar sökülür. Satranç şeklinde yapılan dikimde birim alana fazla sayıda fidan dikilmesine karşılık toprak işleme diğer tüm şekillere göre daha zordur (Şekil 1.5).

   Sık dikim: Son yıllarda birim alandan önemli verim artışı sağlayan ve kısmen bodurluk sağlayan anaçlar üzerine aşılı fidanlar ile daha sık dikim yapılan bahçeler tesis edilmektedir. Avrupa’da daha çok sofralık kayısı yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılmaktadır. En yaygın olanı 4.5 x 1.5-2 m aralık ve mesafede yapılan dikimdir. Bu mesafelerde dekara 100-120 fidan dikilmektedir. Sık dikim yapılan kayısı ağaçlarında her yıl düzenli olarak yaz budaması yapılmalıdır.

Bir dekara dikilecek fidan sayısının hesaplanması:

                                                                       1 da                            1000 m2

1 da’a fidan sayısı =   = = 12.5 adet fidan

                                                     Sıra arası x Sıra üzeri            10 m x 8 m

Kayısı bahçesi tesis ederken uygulanacak dikim mesafeleri anaç, çeşit, toprak ve iklim şartları, toprak işleme mekanizasyonu ve mücadele yöntemlerine göre değişmektedir. Sulanabilen ve derin olan topraklara dikimlerde verilecek mesafeler susuz ve kıraçlara göre daha fazladır.

 Fidan dikimi:

Kayısı bahçesi kurulacak arazi, sonbaharda traktörle derin olarak sürülür ve ertesi sonbahara kadar dinlenmeye bırakılır. Fidan dikimleri, sonbaharda yaprak dökümünden başlayarak ilkbaharda tomurcuk kabarmasına kadar devam eder. Kış mevsiminin ılık geçtiği bölgelerde sonbahar dikimi tercih edilmeli, ancak kışı şiddetli soğuk geçen bölgelerde ilkbaharda dikim yapılmalıdır.

 

2. KÜLTÜREL İŞLEMLER

Kayısı yetiştiriciliğinde kültürel işlemler; sulama, ilaçlama, gübreleme, budama ve destek sağlama yardımcı kültürel işlemler olmak üzere beş başlık altında toplanmaktadır.

2.1. Sulama

Kayısı ağaçları diğer meyve türlerine göre daha az su istemekle birlikte ağaçların ihtiyaç duyduğu dönemde ve yeterli miktarda yapılan sulamalarda verim ve meyve kalitesi artmaktadır. Sulama zamanı ve sayısı ile her sulamada verilecek su miktarı; uygulanan sulama sistemi, toprak yapısı, iklim koşulları, arazinin eğimi, bitki çeşidi ve yaşına bağlı olarak değişmektedir.

İklim koşulları, rakım ve ağaçtaki meyve yüküne bağlı olarak değişmekle beraber genel olarak kayısı ağaçlarında yılda 5-10 kez sulama yapılmaktadır. Sulamalara, sıcak ve kurak bölgelerde mayıs sonu-haziran başında başlanır, eylül sonu-ekim başına kadar 15-20 gün aralıklarla devam edilir. Sulamaların tam olarak yapılmaması ve suyun erken kesilmesi ile ertesi yıl açan çiçek sayısı azalmakta, çiçek ve meyve dökümü artmaktadır.

 

Sulama yapılırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:

   Ağacın sağlığı için suyun ağaç gövdesine değmemesine dikkat edilmelidir.

   Sulama sabahın erken saatlerinde, akşam veya gece yapılmalıdır.

   Suyun dengesiz verilmesi meyvelerde çatlamalara, dökülmelere ve kalite bozukluğuna yol açar.

   Ağır topraklarda suyun göllenip zamklaşma ve kök çürüklüğü gibi hastalıklara yol açmaması için sulama suyunun kontrollü verilmesi gereklidir.

   Ağacın kök boğazı çevresine 50 cm kadar yarıçaplı küçük bir çanak ağaç tacı izdüşümü genişliğinde ikinci bir çanak açılır ve su bu iki çanağın arasına verilir.

   Diğer        meyve türleri   gibi      kayısıda           da        aşağıdaki         sulama yöntemleri uygulanmaktadır.

 

2.2. İlaçlama

2.2.1. Önemli Kayısı Hastalıkları ve Mücadelesi

2.2.1.1. Monilya (Sclerotinia laxa Aderh et Ruhl.)

Mantari bir hastalık olan monilya, kayısıcılık yapılan tüm bölgelerde görülmektedir. Hastalık; çiçek, çiçek sapı, meyve ve sürgünlerde zarar meydana getirmektedir. Hastalığın ilk belirtileri; çiçeklenmeden hemen sonra çiçeğin taç yaprakları üzerinde başlangıçta yağ lekesi şeklinde ortaya çıkar, zamanla çiçeğin tümü hastalanarak kahverengine dönüşür ve bu kuruyan çiçekler genellikle dalda uzun süre asılı olarak kalır. Hastalık çiçek sapından dala geçer. Hastalanan dalın kabuğu altında kahverengi lekeler oluşur ve bir süre sonra dal tamamen kurur. Hastalık etmeni dal üzerinde gelişerek yaprakları da hastalandırabilir.

Hastalanmış yapraklar yaprak sapıyla birlikte kahverengileşir ve dal ile birlikte kuruyarak, bir süre dalda asılı kalır. Meyvelerde ise ilk belirtiler, hastalanma noktasında kahverengi leke oluşumu ile başlar ve zamanla tüm meyveyi kaplar. Lekelerin etraflarında açık kahverengi bir halka bulunur. Çürüklük meyve etinin içine doğru gelişir, zamanla meyve fungus sporları ile kaplanır. Bu meyveler suyunu kaybederek mumyalaşır ve dalda uzun süre asılı kalır.

 

 

 

 2.2.1.2. Yaprak Delen – Çil [Wilsonomyces carpophilus (Lev.) Adaskaveg,

Ogawa and Butker]

Hastalık; kayısı ağaçlarının yaprak, meyve, tomurcuk ve genç dalları üzerinde belirti oluşturur. Yaprak üzerinde oluşan lekeler ilk önce 1 mm çapında, yuvarlak, yağ lekesi görünümünde olup zamanla kenarları kırmızımtırak, orta kısımları koyu kahverengiye dönüşebilir. Zamanla bu lekeli kısımlar dökülür ve yaprakta delikler oluşur. Hastalık etmeni yaprak saplarını da hastalandırmaktadır. Meyve üzerindeki lekeler ise 1-2 mm çapında, yuvarlak ve dağılmış şekildedir. Ancak bazen bu lekeler birleşerek sıvama şeklinde meyve yüzeyini kaplamaktadır. Bu lekelerin ortaları koyu, etrafı açık kırmızımsı renktedir. Zamanla lekeler koyu kahverengi ve siyaha dönüşmektedir.

Etmen tomurcuk ve sürgünlerde de zarar yapmaktadır. Etmen daha çok hasta tomurcukların dibinde kanser oluşturur. Bu kanserler zamanla genişleyerek sürgünün tamamının kurumasına sebep olur. Hasta tomurcuklar ilkbahar döneminde parlak, zamklı görünüştedir ve kolayca yerlerinden kopmazlar.

Bu hastalık neticesinde meyvenin kalitesi düşmektedir ve verim üzerinde % 30-60 oranında kayıplara neden olmaktadır. Kayısı üreticisine ekonomik manada büyük zararlar vermektedir.

 

 Kültürel önlemler: Sonbaharda hastalıklı tomurcukları bulunduran dallar sağlam kısımdan budanıp budama artıkları bahçeden uzaklaştırılmalıdır.

Bakteriyel bir hastalık olup etmenin yapraklarda oluşturduğu lekeler küçük, yuvarlak ve şekilsizdir. Başlangıçta soluk yeşil yağ lekesi görünüşünde olan bu lekeler, zamanla açık kahve ve kirli beyaza dönüşmektedir. Bu lekeli kısımlar kurumakta ve dökülmektedir. Böylece yapraklar delikli bir görünüm almaktadır.

Genç sürgünlerde başlangıçta kabuk üzerinde kahverengi küçük belirtiler görülür. Bu lekeler boyuna ve enine büyüme gösterir. Renkleri koyulaşır. Sonra bu belirtiler sürgünü çepeçevre sarar. Hastalık esas zararını 1-2 yıllık sürgünlerde meydana getirmektedir. Mayıshaziran aylarında hassas sürgünlerde geriye doğru ölüm başlar. 5-6 yıl sonra ağaçlar tamamen kurumaktadır. Meyvede ise çağla döneminde yüzeysel ve meyvenin iriliğine göre değişik ebatlarda lekeler oluşturmaktadır. Bu lekeler başlangıçta yeşil yağlımsı görünümünde olup yaşlandıkça koyulaşmaktadır.

 Mücadelesi:

           Kültürel önlemler: Sonbaharda yaprak dökümü periyodu içinde ağaçlardaki kurumuş sürgünler ve kanser yaraları bulunan dallar kesilmelidir. Sürgünler ve dallar 3-4 cm sağlam kısım ihtiva edecek şekilde budanıp imha edilmelidir.

 

2.2.2.3. Yaprak uyuzu (Eriophyes similis Nal.)

Kayısı ve zerdali yapraklarının kenarlarında cep ve küllah şeklinde sarımsı yeşil veya kırmızı galler meydana getirir. Bu zararlı kışı ergin hâlde ağaç kabukları altında geçirir.

 Mücadelesi:

Kimyasal mücadele: Zararlının yoğun olduğu bahçelerde en uygun ilaçlama zamanı çiçek tomurcukları açılmadan önce pembe çiçek tomurcuğu dönemidir. Bu dönemde zararlıya karşı uygulama kuruluşlarınca tavsiye edilecek bir ilaçla kimyasal mücadele yapılmalıdır.

 

Kayısı ağaçlarında yaygın olarak görülen hastalık-zararlılar ve bunlarla mücadele programı aşağıdaki tabloda verilmiştir:

Zararlı ve Hastalık

Mücadele Zamanı

Kullanılan İlaçlar

Dal yanıklığı kızılleke

Sonbaharda yapraklar dökülünce

Bordo bulamacı % 2'lik veya bakırlı ilaç (% 50 metalik bakır)

Kabuklu bit

İlkbaharda tomurcuklar kabarmadan önce

Methidation, chlorpyrifos ethyl

Dal yanıklığı ve kızılleke

İlkbaharda tomurcuklar kabardığında

% 1'lik bordo bulamacı veya bakırlı ilaç (% 50 metalik bakır)

Monilya

Çiçeklerin % 5’i açtığında

1.İlaçlama Çiçeklerin %

100’ü açtığında 2.İlaçlama

Benomyil (benlate), carbenzadim, dodine, thiram, captan, zinep

Kızılleke

Meyveler zeytin çekirdeği büyüklüğüne gelince Kayısı ağaçlarında görüldüğünde

Dodine, zinep, thiram Malathion, diazinon, dichlorovos

Yaprak bitleri

(nisan, mayıs, haziran)

 

Elma içi kurdu

Kayısı çekirdeğinin sertleştiği siyah renk aldığında

Azinphos, methyl, carbaryl, fention

Yazıcı böcekler

Nisan-mayıs 1. İlaçlama Temmuz-ağustos 2. İlaçlama

Carbaryl, methiocarb, azinphos methyl

 

 

 

2.3. Gübreleme

Kayısı, sert çekirdekli meyve türlerinden olup topraktan oldukça fazla besin maddesi kaldırmaktadır. Kayısı yetiştiriciliğinde iyi bakım ve doğru gübreleme ile kayısıda ağaç başına meyve verimi daha iyi bir duruma getirilebilir.

Gübrelemeden beklenen faydanın sağlanması birçok faktöre bağlıdır. Bunlar sulama, hastalık ve zararlılarla mücadele, budama ve toprak işleme gibi gübrelemeyle doğrudan ilgisi olmayan kültürel faktörlerdir. Bu faktörlerden birinin yetersiz oluşu gübrelemenin etkisini ortadan kaldırabilmektedir.

Toprak derinliğinin yeterli olmayışı, drenaj bozukluğu, yüksek kireç, tuzluluk, toprak bünyesinin ağır olması, suyun tuzlu ve sert oluşu gibi faktörler de bitkinin gübrelemeye cevabını kısıtlar ve sağlıklı gelişmesini engeller. Bu bakımdan bahçe tesisinden önce toprağın ve suyun iyi bir şekilde incelenmesi gerekir.

 

 

3. HASAT İŞLEMLERİ

3.1. Hasat Zamanı

3.1.1. Kayısıda Hasat Zamanının Tespiti


Fotoğraf 3.1: Hasat zamanı gelmiş kayısı meyvesi


Kayısı meyvelerin tümü ağaç üzerinde aynı zamanda olgunlaşmadığından kayısıda hasat kademeli olarak yapılmaktadır. Ağaçlarda önce üst dallardaki meyveler, sonra orta dallardaki, en son ise alt dallardaki meyveler olgunlaşır. Hasat bu olgunlaşma sırasına göre normal olarak 3 defada yapılmalıdır.

Olgunlaşma; meyvelerin saptan kolay kopması, rengin sararması, meyvenin irileşmesi ve meyve etinin yumuşayıp sulanması ile anlaşılır. Olgunlaşma ile meyvede kuru madde miktarı artarken asit oranı azalır. Hacıhaliloğlu kayısı çeşidinde kuru madde miktarının % 24-26 ve meyve eti sertliğinin 0.52-2.91 kg/cm2 değerleri arasında olması ideal hasat için uygun değerlerdir.

3.1.2. Kayısıda Uygun Hasat Yöntemleri

Kayısı için en uygun hasat yöntemi el ile yapılan hasattır. Çünkü el ile yapılan hasatta meyveler kirlenmez ve zedelenmez. Ayrıca ham meyvelerin hasat edilmesi de önlenmiş olur.

Silkeleyerek veya çırparak yapılan hasat, kayısıda yaygın olarak kullanılan diğer hasat yöntemidir. Bu iki yöntemde de meyvelerin yere düşerken kirlenip zarar görmemesi için ağaç altına bez veya naylon bir örtü serilmelidir. Aksi takdirde direk toprak yüzeyine düşürülerek yapılan hasatta meyveler yere düşerken ezilip patlamakta, hızla düşen meyvelerin içerisine toprak ve taş parçaları girmektedir.

Bu da kurutma işlemi ve pazarlamada problemlere neden olmakta, meyve kalitesini düşürmektedir.

KAYNAK : MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ)